MALUMATI DİNİYE ADLI KİTABIN SUNUM VE KÜNYE SAHİFESİ


Haber Kategorisi : Köşe Yazıları
Yayınlanma Tarihi : 30 Haziran 2021 14:11
Okunma Sayısı : 169
Haberin Yazarı : Yönetici
Haberin Kaynağı : Şakir ALBAYRAK

MALUMATI DİNİYE ADLI KİTABIN SUNUM VE KÜNYE SAHİFESİ

Muhterem okuyucu.

Bu hitabım, problemin önemini belirtmek içindir. Bir metni

yayımlama medeni cesaretine sahip olma, zaten hitaba

niyetten kaynaklanır.

Problemin önemi özel hitabıma sebep oldu. Takdir sizlerindir.

1917-1928 yılları arasında faaliyet gösteren ortaokulların

ikinci sınıfında okutulan on bir ders kitabının Latinize

çalışmasını, son on yıldır sürdürüyorum. Halen bitmiş de değil.

Bu çalışmanın sebebi, Üniversitelerimizin bazı bölümlerinde

okutulan “Osmanlıca” derslerinin verimliliğine katkı sağalmak

idi. Diğer taraftan da bu kitaplarda kullanılan dil ile

zamanımızın dili arasında bir karşılaştırma imkânı sağlamaktı.

Başka bir açıdan da o zamanın eğitim ve öğretim anlayışıyla

günümüzün anlayışları arasındaki farkların sezdirilip yararlı

görülenlerden tekrar yaralanmayı sağlamaktı. Çalışmamın,

bunlardan hepsine olmasa da bazılarına yarayacağına olan

ümidimi hiç kaybetmedim.

İnsanı değerli kılan sahiplendiği, yaşadığı ve diğerlerinin de

yaşaması için çaba sarf ettiği inancı (İslâm)dır. Bu inanın sahibi

olan ecdadımızın, 1683 yılında karşılaştığı ikinci Viyana

kuşatması bozgunundan beri gayr-i Müslim dünyadan

gördüğü hakaret, zulüm, işkence, saldırı, katliam v.s.

yetmezmiş gibi son zamanlarda İslâmı’ın amentüsünü de

bozmak için gayret edenlerin, İslam inancının temellerini

sarsabilmek için akla hayale gelmeyecek tezviratlarını

yaymaya son derece önem verdikleri gözlerden kaçmıyor.

Bunu temin edebilmek için İslam bilginlerine iftiralarda

bulunuyorlar. Bunlar da yetmezmiş gibi Peygamberimiz

Hazret-i Muhammed Mustafa(SAV) efendimizin sözlerine

şüphe düşürmekten, itibarsızlaştırmaya çalışmaktan hiç

çekinmiyorlar. Hadis-i şeriflere şüphe düşürmeyi

başardıklarında da Hadis-i şeriflerin sadır olduğu efendimize

hücum edecekler. Burada da başarı gösterdiklerine

inandıklarında, KUR’AN-I Kerim’e hücum edecekler. Bütün bu

kötülüklerini, bizden gözükerek yavaş yavaş yapmayı

planlıyorlar. Yediden yetmişe hepimizin gaflet uykusundan

uyanması gerekiyor.

Öyleyse 1919 yılında, zamanın okullarında, okutulan din

derslerinin içeriğini anladığımızda zihnimizin daha berrak

olacağına inandığım için “MA’LÛMÂT-I DİNİYE”(Din Bilgileri)

adlı kitabı, bölümler halinde, pek muhterem okuyucularımın

kabulüne takdim ediyorum. Orijinalinden koparmadan

anlaşılmayı sağlamak için gerekli kelimelerin sadeleşmişini de

beraberinde parantez içinde vereceğim. Bir kelime anlaşılmaz

ise konu bağlamından çıkar, anlaşılma imkânsız olur. Bu

çalışma, gazetemizde56 gün bölümler halinde

yayımlanacaktır. Fayda sağlayacağı ümidiyle…

ŞAKİR ALBAYRAK

EMEKLİ EDEBİYET ÖĞRETMENİ

BİRİNCİ BÖLÜM

1

MUVAZZAH

MALUMÂT-I DİNİYE

Devre-i mutavassıta ) ikinci sene - Dördüncü kısım - dördüncü Tab’

Eser

Muallim Erşed

Ma’arif-i Umûmiye Nezâreti celilesince müfredât

(program)ına tevfîkân tertîb edilmiş ve Nezâret -i

müşârunileyhâ tarafından( bilcümle) mekâtib-i İbtidâiyede(

tedrîs edilmek üzere kabul buyurulmuştur.

____________________________________________

Münderecât: Efa’l-i mükellefin –Abdest ve tahâret hakkında

îzâhât- teyemmüm-mesh evkât-ı

salât- evkât-ı mekruke – ezan ve ikâmet –Şurût u erkân-ı salât

– namazın farzları,

vacibleri, sünnetleri- namazı ifsâd eden şeyler- namazda

mekrûh olan ef’âl – cema’tle namazın

ahkâmı- imam ve muktedînin ahkâmı- Cum’a ve bayram

namazları – Hutbe- terâvîh namazı-

salât-ı müsâfir- namz-ı kazâ – Secde-i sehiv îcâb eden ahvâl-

Secde-i tilâvet- Cenâze

namazı-menâkıb ve şemâil-i seniyye-i Nebevviye

İstanbul

Şirket-i Mürettebiye matba’asında tab’ olunmuştur.

-- İFÂDE –

Sa’adet-i mutlakanın menbâ-ı yegânesi bulunan din-i Mübin-i

İslam’a aid mesâil-i mühimmeyi ve ibretâmiz menâkıb-ı

şerîfeyi tâleb-i ilm ve irfân olan şevketli vatan evlâtlarının seve

seve okuyarak dimağ saflarına kolaylıkla nakş etmelerini

te’mîn etmek niyet-i halisâsiyle müstaînen biteîk-i teâlâ İş bu

(muvazzah ma’lûmât-ı diniye)nâm ilm-i hal kitâbını gâyet açık

ve sâde bir lisân ile cem’ ve tertîbe nâçizâne çalıştım.

Me’huzüm kütüb-i mu’tebere-i İslâmiye ,rehberim yigirmi

senelik tecribe-i ta’limiye, maksadım ise evlâd-ı vatana

âcizâne bir hizmet-i diniyedir.Acz ve noksanım eseri olarak ve

kuvve-i melhuz olan hatâ venevakısın tashîh ve ikmâlini

erbab-ı fazıl ve kemalden temenni eylerim.Veminallahil tevfîk

Kadıköy Mekteb-i sultânîsi Ma’lûmât-ı Diniye mu’allimi

Elhac Hâfız Mehmet Erşed.

Ma’lûmât-ı Diniye 4.Sahife

Bismillahirrahmanirrahim

Elhmdülillahi Rabbil âlemin Vesselatu veselamu ala seyyidina

Muhammedin ve ala âlihi Ve eshabihi ecmain

EF’ÂLİ MÜKELLEFÎN (Kulların Fiilleri)

Her akîl baliğ olan müslümânın îmân ve i’tikâd es’elelerinden

sonra evvelâ yapacağıişin ne olacağını öğrenüb bilmesi

lâzımdır.

Akîl demek: Sözünde ve işinde doğruluk ciheti gâlib olan

kimse demektir.Baliğ demek: On iki yahut on beş yaşını bitiren

kimse demektir. Akîl ve baliğ olanlar Cenab-ı Hakk’ın ve

Hazret-i Peygamber efendimizin emirlerini tutmakla (

mükellef) yani borçludur.

Akîl baliğ olanların işlediği işlere ( Ef’al-i mükellefîn ) denir.

Ef’al-i mükellefîn sekiz türlüdür: 1- Farz,2- vacib, 3-Sünnet,4-

müstehab,5-Mübah, 6-Haram, 7- Mekruh 8- müfsiddir.

Farz; Allah Teâlâ hazretlerinin kat’iyyen ve sarâhaten emir

buyurduğu şeylerdir.

Farz iki türlüdür: 1-Farz-ı ayın, 2-Farz-ı kifâye.

Farz-ı ayın: Her (mükellef) kimsenin bizzat onu işlemesi farz

olan şeyledir.

Vaktiyle işleyemese bile borcundan kutulamayub sonradan

ödemek, işlemek lazımdır:

Anaya, babaya ita’at etmek, günde beş vakit namaz kılmak, ramazan orucunu tutmak, zekât

vermek, hac etmek ve sâir farz-ı ayın olan emirler gibi.

Farz-ı kifâye: Herkesin işlemesi farz olduğu halde bazı Müslümanların işlemesiyle 

diğerlerinden sâkıt olan farzlardır: Cenâze namazı kılmak, yüksek sesle okunan Kuran-ı

 Kerîmi dinlemek, Hak yolunda muhârebe etmek, Hâfız-ı Kur’an olmak ve sâir farz-ı kifâye olan 

emirler gibi.

Farzı işlemeyenler cehennem azâbına lâyık olduğu gibi farz olduğunu inkâr edenler

“Neu’zü billâh” dinden çıkar, ya’ni dinsiz olur.

Vâcib: Bu dahi Allahütealâ hazretlerinin emr-i şerifidir. Bu emr-i şeriflerde sarâhat-ı 

kat’iye bulunmadığı içün “vâcib” tabir olunmuştur. Vitr namazı kılmak, bayram namazlarını 

kılmak, ramazanda sadaka-i fıtr vermek, kurban bayramında kurban kesmek vesâir vâcib olan 

emirler gibi.

Vâcibi işlemeyenler de ”cehennem” azâbına lâyık olur. Lâkin İstifâf etmedikce

inkârı dinsizliği mucib olmaz.

Sünnet: Peygamberimiz Hazret-i “Muhammed Mustafa”Sallalahütaâlaaleyhivesellem efendimizin işlediği ve bize işleyin diye emir buyurduğu şeylerdir.

Sünnet dahi iki türlüdür: 1-Sünnet-i müekkede,2 – Sünnet-i gayr-i müekkede.

 Sünnet-i müekkede - Her zaman devâm üzre işleyeceğimiz sünnetlerdir: Namazı cema’atle

kılmak, Abdestde misvak kullanmak, çocuklar sünnet olmak ve sâir sünnet-i müekkede olan

emirler gibi.

Sünnet-i müekkedeyi terk eden cehennem azâbına lâyık olmazsa da yev m-i kıyâmet de tekdîr olunmağa

ve Resulullah efendimizin şefâ’atinden mahrûm kalmağa lâyık olur.

Sünnet-i gayr-i  müekkede: Ba’zı def’a terk olunabilen sünnetlerdir. İkindi namazının sünnetini,

yatsu namazının ilk sünnetini kılmak, sağ el ile yemek ve içmek ve sâir sünnet-i gayr-i müekkede

olan emirler gibi.

Müstehab: Peygamberimiz efendimizin Ba’zı def’a işlediği ve işleyene sevâb vardır diye 

teşvîk buyurduğu şeylerdir. Buna “mendûb”ve “edeb “ dahi derler. müstehabı terk edene günah

 yok ise de işleyen Hazret-i peygamber efendimizi hoşnûd eder: İbâdetlerde olan âdâbı

yerine getirmek, nâfile namaz kılmak, mübârek günlerde oruç tutmak, fakirlere sadaka vermek
ve sâir müstehab olan şeyler gibi.
Farz ve vâcib olmayub da sünnet ve müstehab olan fazîletli şeylere umûmî bir tâbir ile
“nâfile” nâmı verilir.
Mübah: işlemesinde ve terkinde sevâb ve günah olmayan işlerdir:  Yemek, içmek, uyumak,
oturmak, gezmek ve sâir mübah olan şeyler gibi.
Haram: Allahü Ta’âlâ hazretlerinin işlemeyin diye kat’iyen ve sarâhaten nehy buyurduğu
şeylerdir: Anaya, babaya âsî olmak, şarâb içmek, adam öldürmek, hırsızlık etmek, yalan söylemek
ve sâir haram olan şeyler gibi. Haramı irtikâb edüb işleyen cehennem azabına lâyık olur.
Harâmı helâl i’tikâd eden ve iyidir diyen “neûzu billah “ dinsiz olur.
Mekrûh: Peygamberimiz efendimizin sevmediği bize işlemeyin diye nehy buyurduğu şeylerdir:
Namazda gözünü yummak, ayakta iken abdest bozmak, tütün içmek ve sâir mekrûh olan
 şeyler gibi.
  Mekrûh işleyen yevm-i kıyâmette tekdîr olunmağa ve şefaat-i peygamberiden mahrûm kalmağa
 lâyık olur.
Mekrûha (kerâhet-i tenzihiye) dahi derler.
Bir de (kerâhet-i tahrîmiye ) vardır ki harâma yakın olduğu içün işleyenler cehennem azabına
lâyık olur: Vâcib olan emirleri terk etmek gibi.
Müfsid:   İbâdet gibi hayırlı olan işleri bozan şeylerdir: Abdestli iken bir yerinden
kan akmak, namazda iken söz söylemek, oruçlu iken bir şey yemek ve içmek gibi.
Bu beyân olunan ahkâma bu sûretle i’tikad eder inanırım. Ve güzel amelleri işleyerek 
Cenab-ı Hakk’ın rızâsını tahsîle çalışırım.
İ’tikadda mezhebim (ehl-i sünnet ve cema’at)) mezhebidir.
Peygamberimiz efendimiz ile ashâb-ı Kirâmın i’tikadları üzre i’tikad ederim.
Amelde mezhebim (İmam Azam Ebu Hanife)mezhebidir.
Ya’ni İmam Âzâm Hazretlerinin Kuran-ı Azîmüşşandan ve hadis-i şeriflerden anlayub
çıkardığı ahkâm-ı ameliyede kendisini imam edinerek beyân buyurduğu mesâil-i diniyeyi kabul 
ettim ona göre amel ederim.

Amelde imâmımızın lakabı : (İmâm Âzâm, künyesii:(Ebu Hanife),İsmi : (Numân Bin Sâbit)
hazretleridir. Rahimehullahu Ta’âlâ.
_______________________
SÜALLER
Âkîl ve bâliğ olanlara ne lâzımdır? Akîl, bâliğ ne demektir? Mükellef ne demektir? Efâ’l-i mükellefîn 
ne demektir? Efâ’l-i mükellefîn kaçtır? Farz ne demektir? Farz-ı ayın, farz-ı kifâye ne demektir? Ne 
gibi şeylerdir? Farzı işlemeyen ne olur? İnkâr eden ne olur? Vâcib ne demektir? Ne gibi
şeylerdir? İşlemeyen ne olur? Sünnet ne demektir? Sünnet-i müekkede ve gayr-i müekkedeyi anlatınız,,müstehab 
ne demektir? Mübah ne demektir? Harâm ne demektir? Ne gibi şeylerdir? Harâm işleyen ne olur?
Harâmı helâl i’tikad eden ne olur? Mekrûh ne demektir? Ne gibi şeylerdir? Kaç türlüdür? Müfsid ne demektir? İ’tikadda mezhebimiz nedir? Amelde imâmımızın ismi nedir?
______________________
         “Abdest ve Tahâret Hakkında izâhât”

   TAHÂRET
Tahâret ya’ni temizlik imandandır. Temizlik olmayınca Müslümanlık temel tutmaz. Dinimiz bize 
temizlik ile emr ediyor. 
Oturacağımız yeri, üstümüzü, başımızı, vücudumuzun her yerini da’imâ temiz tutmamız
lâzımdır. Bunun içün icâb etmediği halde bile haftada bir kere baştan ayağa kadar yıkanmak
Müslümanlara sünnet kılınmıştır.
Bundan ma’ada günde beş vakit namaz içün “abdest” almak lüzümunda baştan ayağa 
kadar yıkanmak, eğer su yok ise kalbimizi temizlemek içün temiz toprak ile “Teyemmüm
etmek tahâret-i şer’iyye ile bize farz kılınmıştır.
Baştan ayağa kadar yıkanmağa “ gusl “ ta’bîr olunur.
________________
Devam edecek…

ŞAKİR ALBAYRAK
EMEKLİ EDEBİYET ÖĞRETMENİ




LinkedIn'de Paylaş
'de Paylaş
Telegram'da Paylaş
WhatsApp'da Paylaş